28.5c İzmir
23 Eylül 2021, Perşembe
Reklam Reklam

AYNAYA KARŞI KENDİNİ ÖVERSEN NEFESİNİN BUĞUSUNDAN KENDİNİ GÖREMEZSİN - BURÇ KÜMBETLİOĞLU

AYNAYA KARŞI KENDİNİ ÖVERSEN NEFESİNİN BUĞUSUNDAN KENDİNİ GÖREMEZSİN - BURÇ KÜMBETLİOĞLU




Karşımıza ilk olarak Hanımın Çiftliği dizisi ile çıktınız. Daha sonra birçok projede yer aldınız ama Savaşçı dizisi en çok konuşulan işlerinizden biri oldu. Savaşçı ’da Bayram Bayat karakterine hayat veren Tim’in abisi rolünde idiniz. Savaşçı, büyük hayran kitlesiyle dönemin en popüler dizilerinden birisiydi ve Bayram’da bir anda çok popüler karakter haline gelmişti. Bu projeyi, karakterini nasıl hatırlıyorsun? Sizce Savaşçı size neler kattı?

Savaşçı o kadar güzel anılar biriktirdiğim bir proje ki, anlatmaya kalksam günlerimizi alır. Çok güzel dostluklar, çok güzel anılar ve zorluklar yaşadığım bir iş. Oynadığım karakter sizin de bahsettiğiniz gibi Astsubay Kıdemli Başçavuş Bayram BAYAT. Özü sözü bir, iyi bir arkadaş, iyi bir eş, iyi bir baba, sarı başbuğun yolundan asla dönmeyen yiğit bir asker.

Oyunculuğun önemli bir özelliğidir empati. Savaşçı dizisi bu anlamda vatanı için canını feda etmeye her zaman hazır olan vatanseverlerin yaşadıklarını bir nebze olsun anlatmaya çalıştığımız bir iş. Dolayısıyla onların yaşadıklarına birebir şahit olmak, onların anlatamadıklarını anlatmak bizler için başka bir sorumluluktu. Ben askerliğimi doğuda yaptım. Ancak Savaşçı dizisinde yaptığımız askerliği sanırım yakalaması pek mümkün değil. Çekim teknikleri gereği birçok açıdan görüntü kaydedilir. Bu sebeple bir dağa tırmanış sahnesini yirmi kez tekrar aldığınızda o dağa tam teçhizat yirmi kere çıkar inersiniz. Zorluk derecesi anlaşılmıştır sanırım. Bu tür projeler oyunculuğun yanında kondisyonda gerektiren işler. Spora olan ilgimin bu anlamda çok katkısını gördüm. Sürekli araziyle baş başa olduğumuz için soğukta, sıcakta, yağmurda, karda her türlü hava şartıyla çalıştık. Hiç unutmam bir operasyon sahnesinde yoğun bir kar yağışı ve tipiye maruz kaldık ve bizim ne olursa olsun çekimi yapma zorunluluğumuz vardı. Yardımcı oyunculardan iki kadın hipotermi krizi geçirdi. İlk defa böyle bir şeyle karşılaştım. Çok tedirgin olduğumuz bir andı. Tabi ki müdahale edildi ama benim birebirde ilk defa karşılaştığım bir durumdu. İşin özü şu ki; bu bir film seti. Bu hayatı yaşayan, çok daha zor şartlarda vatan adına görevini layığıyla yapan güvenlik güçlerimize saygılar sunuyorum.

Ve Bayram BAYAT;

Sanırım ömrümün sonuna dek unutamayacağım bir karakter. Çok güzel anlaşıyorduk biz onunla. İzleyiciler tarafından sevilen bir karakteri canlandırdığım için mutlu ve gururluyum. Birçok tecrübe yaşattı Savaşçı ve Bayram BAYAT bana. Bir oyuncu beslenmeye aç olmalı. Hayattan, arkadaşlardan, oynadığı rollerden, rol arkadaşlarından, hayvanlardan daha doğrusu yaşamın içindeki her şeyden besleniriz. Bu projede benim için bu anlamda önemli bir kalem oldu.

Karakterlere nasıl hazırlanıyorsunuz? Özel bir tekniğiniz veya çalışma şekliniz var mı?

Ben öncelikle senaryonun bütününe bakar ve oynadığım karaktere yön veririm. Çünkü bunun için birçok dinamik var. Bulunduğunuz projenin dönemi, o zaman ki yaşam şartları birçok şeyi açıklar size. Ayrıca çok izlemek, çok okumak zorundayız. Bu meslekte normal yaşantınızda tanıştığınız her kişiyi, şahit olduğunuz her olayı gözlemlersiniz. Gözlemleriniz, yaşadıklarınız, okuduklarınız, izledikleriniz beslenme çantanızdır. Beslenme çantanız doluysa karakteri çıkarmak çokta zor olmaz. Ayrıca oyunculuğuna güvendiğim, beğendiğim arkadaşlarımla ve saygı duyduğum üstatlarla da fikir alışverişinde bulunurum. Ben her rolün bir şarkısı, türküsü olduğunu düşünüyorum. Bir tınısı vardır her rolün. Bu sebeple müzik rolüme hazırlanmamda katkısı büyük bir enstrüman.

Dışarıdan çok sakin, adımları güçlü olan, tavırları net bir Burç görüyoruz. Ama aynı zamanda da bu güçlü duruşun arkasında naif ve duygusal bir adam var gibi. Tahminlerimiz doğru mu? 

Hiç beceremediğim bir şey kendimi anlatmak. Aynaya karşı kendini över - sen nefesinin buğusun - dan kendini göremezsin diye bir söz vardır. Çok severim. Emek vermek, zaman ayırmak lazım birini tanımak için. Şunu söyleyebilirim. Biraz dışardan sert mizaçlı bir görünü - şüm var anlaşılan. Yeni tanışanlardan duyduğum için söylüyorum :) Sorunuz için de şöyle söyleyeyim. Doğru tahminler. Aslında komik bir yanımda var. Bunun için biraz içerilere girmek gerek.

Spor ile aranızın iyi olduğunu duymuştuk. Sporda vazgeçilmezleriniz nelerdir?

Doğru duymuşsunuz. Spor herkesin bildiği gibi sizi zinde tutan bir şey. Benim için bir sorumluluk. Şöyle ki spor yapmadığım zaman hayatımda bir eksiklik, suçluluk hissediyorum. Devinim gerektiren bir iş yapıyorum. Bunun içinde performansımı ayakta tutan spor olmazsa olmazım. Ama oyuncu olmasam da hayatımın bir parçası olurdu.
Birçok spor dalıyla da ilgilendim bu arada geçmişte. Futbol, basketbol, hentbol, yüzme gibi. Bir dönem hata yoga yaptım. İlk başladığımda ki komik bir anımı anlatıyım. İlk derse gideceğim. Grup dersi bu arada. On beş kişi filan var sınıfta. Bir iki dakika kadar geç kaldım derse. O dönemde bir proje sebe - biyle pala bıyıklıyım. Uzun boylu pala bıyıklı bir adam bir anda salona girince ders - teki herkesin bu adamın ne işi var yoga da der gibi bakışlara maruz kaldım. Eğitmen dahil herkes garip bakışlar. Üç beş gün sonra eğitmen dedi ki kusur bakmayın ilk başta anlamlandıramadık bıyıklar filan. Sonra hevesinizi görünce konuşmak istedim diye. Sonunda en iyi öğrencilerinden biri oldum.

Şimdi sörfe başlamak istiyorum. Bir başlangıcım oldu. Ufak ufak gidip gelmeler başladı. Devam ettiremedim. En kısa süre içinde tekrar yoğunlaşmak istiyorum. Bakalım :)

Tiyatro yaptığınızı biliyoruz tiyatrodan ekrana geçiş nasıl oldu?

Çok Tiyatro Çok. Çok seviyorum. Üniversite tiyatrosunda başladı aslında en sağlam adımlar. Amatör tiyatronun içinden geldim. Oyuncu olarak girdiğim ekibin bir yıl sonrasında başkanı oldum idareci olarak. Daha sonrasında naçizane hem oyunculuk hem yönetmenlik görevini üstlendim. Bizim ekipten lara gidiyorsunuz. Hatta düşünsenize İlk işimde 1950 yıllarını konu alan projedeydim. 1950’ ler... Ancak kitaplardan, eski video kayıtlardan görebileceğim yılların içindeyim. O dönemin kıyafetleri, arabaları, yaşam biçimi, imkanları ve daha bir sürü detay. Bu benim çok hoşuma giden bir şey. Tabi bunu sadece dönem işleriyle sınırlı tutmamalı. Günümüz işlerinde de dönem işlerinde de katili de oynuyorsun, iyi bir aile babasını da bir iş adamını da tarlada çalışan bir ırgatı da. Yani işin özü şu; birçok hayata dokunuyorsun. Bu durum da seni sürekli araştırmaya, okumaya, izlemeye ve dinlemeye yöneltiyor. Stabil bir hayattan uzaklaştırıyor. En güzel yanlarından biri de bir TV kumandasının tuşuyla, bir tiyatro biletiyle, bir sinema biletiyle tanımadığın insanların misafiri olmak. Onların sevgilerini kazanmak. Şanslı biri olduğumu düşünüyorum istediği işin peşinden koşan biri olduğum için.

Gelecekte yapılacaklar listenizin ilk üç sırasında neler var?

1. Kariyerimi daha yukarıları taşıyıp, uluslararası projelere imza atmak istiyorum.

2. Karavanımla önce Türkiye’nin gidemediğim yerlerini gezip, dünyayı dolaşacağım uzun bir yolculuğa çıkmak.

3. Bir yelkenliyle deniz yoluyla dünyayı gezmek...

Yeni diziniz TRT ekranlarında yer alacak muhteşem bir dizi. Mevlâna için Konya’da dev bir plato ?

önce yılda sadece bir oyun çıkarabilen ekibi; yılda dört oyun sahneleyen, festivaller düzenleyen bir ekip haline getirdik arkadaşlarımla birlikte. Kendi adıma ve ekibim adına birçok ödül aldık. Sonrası İstanbul da birçok ekiple oyunlarda oynadım. Sadri Alışık, Bakırköy Sanatçılar Derneği gibi ekiplerle uzun soluklu işler çıkardık. Savaşçı sebebiyle şehir dışında olduğum için bir süredir uzak kaldım ama çok susadım diyebilirim. Ama can dostum Ersin OLGAÇ’ la birkaç proje hazırlığımız var. İnşallah kısa sürede hayata geçiririz. Ayrıca pandemi sebebiyle kapıları kapalı kalan tiyatrolara destek için daha çok TİYATRO diyorum. Tiyatrodan ekranlara geçiş, bilenler bilir Hanımın Çiftliği dizisiyle oldu. Bir öğlen vakti gelen bir telefon ve akabinde başlayan ekran, sinema yolculuğu. Hanımın Çiftliği benim şansım. Çok güzel bir proje, çok güzel bir kadroyla çalışma şansı yakalamam benim için çok değerli. Yönetmeninden yapım şirketine, oyuncu kadrosundan kamera arkası çalışanlarına kıymetli benim için. Sonrası da zaten takip ettiğiniz gibi birçok film ve dizi.

Oyunculuğun sizi besleyen tarafları neler?

Hayattaki her türlü rengi analiz etme, tatma şansı yakalamak diyebilirim. Bu meslekte belki de hayatınızın sonuna kadar asla olmayacağınız karakterlere de can veriyorsunuz, belki de asla gitmeyeceğiniz lokasyonların. Bu kadar basit değil bu meseleler. Kendine ve karşı tarafa saygı ister, özen ister. Bir kere mi yaşanır sorusuna da şöyle cevap vereyim; ‘En güzel deniz henüz gidilmemiş olandır. En güzel günlerimiz henüz yaşamadıklarımız’...

Eskiden yaşanan dillere destan aşk hikayeleri sizce neden artık günümüzde yaşanmıyor? Sizce aşk yalnızca bir kere mi yaşanır?

Bu konu da genel bir söylemde bulunmak elbette ki benim haddim değil. Görüşümü belirtebilirim. Bana sorarsanız her şeyin az olanı kıymetli bu hayatta. Fazla tüketen bir yapıya büründü insanoğlu. Kolay ulaşmak, kolay elde etmek aşk konularında da doğru duyguları hissetmeden hızlıca yaşamak işte size bu soruyu sorduruyor. Aşk bir imkansızlıktır, aşk hadi olsun dediğinizde olan bir şey değildir. O kendiliğinden oluşur ve alır götürür sizi hiç bilmediğiniz yerlere duygulara. Aşkta, sevda da özen ister saygı ister samimiyet ister dokunmak ister yaraya da gönüle de. Can Baba’ nında dediği gibi ‘Ben gidiyorum dediğinde gitme diyen birini değil; ben de geliyorum, yalnız gidemezsin diyen birini istiyorum.’ Böyle olmalı. Sımsıkı tutunup her türlü zorluğa da mutluluğu da yılmadan bıkmadan yürümeli. Günümüzde şuna çok denk geliyorum. Bir günde büyük duygu paylaşımları sosyal medyadan bir ay sonra bütün paylaşımları kaldırmalı hareketler. Gülüyorum bu hallere. Kendisine saygı duymadıklarını düşünüyorum bu hareketleri yapanların. Bu kadar basit değil bu meseleler. Kendine ve karşı tarafa saygı ister, özen ister. Bir kere mi yaşanır sorusuna da şöyle cevap vereyim; ‘En güzel deniz henüz gidilmemiş olandır. En güzel günlerimiz henüz yaşamadıklarımız’...

Bugüne dek yapmaktan, içinde bulunmaktan, bir parçası olmaktan en çok gurur duyduğunuz şey/durum/proje neydi?

Nereler olduğunu söylemeyeceğim ama yardım kuruluşlarıyla yapmış olduğum çalışmalar. Bir çocuğun yüzünde oluşturabildiğim tebessüm. Sizin derginizin de bu konudaki hassasiyeti takdire şayan. Bulunduğum her projeyi seviyorum ben. Hepsinin yeri ayrı. Ama ilk işim Hanımın Çiftliği ve yoğun duygular yaşatan Savaşçı dizisi. Film projelerinde de Ayla ve Sarıkamış Çocukları...

Sinema ve dizi furyasında daha çok görselliğe yer veriliyor. Türk seyircisinin kalite anlayışını değiştirdiğini düşünüyor musunuz?

Şöyle ki; günümüzde hepimizin bildiği gibi sosyal medya birçok konuda belirleyici oldu. Bizler adına gelecek tüm projelerde takipçi sayıları göz önüne alınıyor. Her proje için söyleyemem ama birçok projede karşılaştığımız bir durum bu. Takipçi sayıları düşük fakat çok iyi işini icra eden oyuncular bununla karşı karşıya kalıyor. İnovatif davranmak gerek elbette ancak herkesin de sosyal medya da koşturmasını beklemek yanlış bir yaklaşım kanımca. Elbet su akacak yatağını bulacak. Bu durumun da gerçekle yüzleşeceği izlediğimiz projelerde izlediğimiz oyunculuklarla bize işaretini net veriyor.










@doramagazin

İnstagram'da takip edin